Mavi Işık Pandemisi
Hayatta her şeyin bir ritmi vardır ve insan yaşamında tanımlanmış birden fazla ritim bulunmaktadır.
Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Paradurumu'na abone olun
Paradurumu'na Google News'te abone olun
Abone Ol
Biyoritim, ultradyen ritim, infradyen ritim, vb.
Bugün; vücudumuzun doğal döngüsü olan, biyolojik saatimizi düzenleyen ve yaklaşık 24 saat süren sirkadyen ritim üzerinde konuşacağız.
Bir hastalık ya da rahatsızlık ortaya çıktığında, ilk olarak sirkadyen ritmi düzenleyin derdi doktor
hocalarımız. Çünkü bu ritim, uyku-uyanıklık, hormon salınımları ve vücut sıcaklığı gibi pek çok
fizyolojik süreci kontrol etmektedir.
Yani, iyi bir gece uykusu uyuyabiliyor muyuz? Sabah kalktığımızda yorgun muyuz yoksa enerjik miyiz?
Gün boyunca kortizol ve melatonin hormonlarımızın salınımı kontrollü ve sağlıklı bir ritimde ilerliyor mu? Eğer tüm bunlar yolundaysa, sirkadyen ritmimizde her şey yolunda demektir. Yok, eğer aksama varsa o zaman birçok farklı sistemde de aksama meydana gelebilir.
Mesela, iyi bir gece uykusu uyuyamayan bireyde yara iyileşmesi daha uzun bir süre alır, sabah daha yorgun uyanır ve gün içinde işlerine odaklanmakta, sosyalleşmekte zorluk çeker. Bu vücutta bir süre daha devam ettiğinde ise birçok sistemde aksama meydana gelir.
Ne oluyor da sirkadyen ritmimiz bozuluyor?
Önce bu sistemin nasıl aktive olduğuna bakalım. Beynimizdeki suprachiasmatic nucleus (SCN) adı
verilen bir bölge var ve bu bölge vücudumuzun biyolojik saatini kontrol eder. SCN, beynimizin derinliklerinde, hipotalamus adı verilen bir alanda bulunur ve gözlerimizden gelen ışık sinyalleriyle
doğrudan iletişim kurarak, değişen ışık miktarlarına göre vücudumuzun iç ritimlerini (uyuma, uyanma, enerji seviyeleri gibi) ayarlar. Yani, en çok ‘IŞIK’tan etkilenen bu sistem, evrimsel süreçte
sağlıklı işlerken, modern yaşamda ‘MAVİ IŞIK’ faktörü yüzünden sekteye uğramaktadır.
Modern yaşamla birlikte, gün ışığından artık eskisi kadar faydalanamamakla birlikte (kapalı alanlar), akşam saatlerinde uyarı almaması gereken SCN’ye evlerimizdeki ışıklar yüzünden sürekli uyarı gönderiyoruz. Maalesef ki bu mavi ışıklar uyku hormonumuz olan melatonini bloke ederek uyku kalitemizi azaltmaktadır. Azalan uyku kalitemiz ise sabahları yorgun kalkmamıza, bir stres hormonu olan kortizolün kanda uzun süreli yüksek kalmasına sebep olmaktadır. Devamında da birçok kısır döngüye yol açmaktadır.
Peki, sirkadyen ritmimizi nasıl düzenleyebiliriz?
En büyük etken mavi ışık olduğu için, mavi ışığı mümkün olduğu kadar elimine edelim. Yani,
telefonlarımızı, tabletlerimizi ve televizyonu uykudan 3 saat önce kullanmayı bırakalım. Kullanmak
zorunda isek, lütfen gece ışığı modunu tercih edelim.
Gün içinde mümkün olduğu kadar güneş ışığından faydalanalım, fakat bunlar plaza camlarının
arkasından değil, açık havada olsun. 15 dakika bile olsa açık havada vakit geçirelim.
Evde beyaz ışık yerine sarı-kırmızı ışık kullanalım. Mümkünse yerden olan aydınlatmaları tercih
edelim.
Uyumadan önce hormonal dengeyi sağlamak için daha sakin bir yaşam moduna geçelim. Ilık-sıcak bir duş, rahatlatıcı bir bitki çayı, aromaterapik yağlardan faydalanmayı ise ihmal etmeyelim.
Derin bir uyku uyuyup, güne enerjiyle başladığınız bir hafta olsun.
Sevgilerle,